Son Dakika Tümü
Köşe Yazısı Galatasaray

Osimhen Sadece Gol Atmıyor, Galatasaray'ın Oyununu Kuruyor

RAMS Park'ta Göztepe karşısında alınan 3-2'lik galibiyet, tabelaya bakınca sıradan bir üç puan. Oysa o 90 dakikada Galatasaray'ın sezonun geri kalanına dair en net şampiyonluk sinyali vardı ve o sinyalin adı Victor Osimhen'di.

Bu yazıyı paylaş

Bu bir köşe yazısıdır. Yazarın kişisel değerlendirmesini içerir ve FutbolRadar'ın doğrulanmış maç verisiyle karıştırılmamalıdır.

Futbolda bazı maçlar skorlarıyla değil, bıraktıkları izlenimle hatırlanır. 29 Ağustos akşamı RAMS Park'ta oynanan Galatasaray-Göztepe mücadelesi tam olarak böyle bir maçtı.

Sarı-kırmızılılar 16. dakikada Miroshi'nin golüyle geriye düştü, ilk yarıyı 1-1 tamamladı, ikinci yarıda üç gol buldu, bir golü ofsayta takıldı ve rakibine ikinci golü ikram edip son yirmi dakikayı nefes tutarak oynadı. Kâğıt üzerinde inişli çıkışlı, hatta kusurlu bir 90 dakika.

Ama maçı izleyen herkesin aklında kalan tek bir görüntü var: Göztepe savunmasının, ikinci yarının ortasından itibaren Victor Osimhen'i nasıl kontrol edeceğini tamamen unutmuş olması. Ve asıl mesele şu — Osimhen bunu sadece gol atarak yapmadı.

Bu yazı, o maçtan çıkan somut gözlemlerle şunu iddia ediyor: Galatasaray bu sezon Osimhen'i "gol atan adam" olmaktan çıkarıp "oyunu kuran adam" haline getirdi. Ve eğer bu dönüşüm kalıcı olursa, ligde şampiyonluk tartışması bu yıl çok daha erken kapanır.

Skor Tabelası Eksik Anlatıyor: Osimhen'in Maçı Gollerden İbaret Değildi

Önce sayıları koyalım. Osimhen, Göztepe karşısında 63. dakikada penaltıdan golünü attı, 55'te Gabriel Sara'nın golünde topukla jenerik bir asist yaptı, 62'de ceza sahasında yerde kalarak VAR incelemesi sonrası penaltıyı kazandı, 68'de attığı gol ofsayta takıldı ve 51. dakikada arka arkaya iki şutu Gugeshashvili'nin müthiş kurtarışlarına takıldı. Bunlara 45. dakikada savunma arkasına sarkıp kalecinin çıkardığı topu ve 7. dakikada Sara'nın ortasında kale alanında bulduğu pozisyonu da ekleyin.

Yani tek bir maçta: bir gol, bir asist, bir kazanılan penaltı, bir iptal gol, en az üç net pozisyon.

Bu tablo sadece Süper Lig'de üç haftada 5 gole ulaşan bir santrforun tablosu değil; bir takımın hücum üretiminin merkezine yerleşmiş bir oyuncunun tablosu.

Fark burada. Geçen sezonun Osimhen'i bitiriciydi. Bu sezonun Osimhen'i kurucu.

Presin İlk Adamı: Osimhen'in Savunma Katkısı Neden Kimse Konuşmuyor?

Türk futbol kamuoyunun santrforları değerlendirme biçiminde kronik bir arıza var: gol sayısı dışında hiçbir şeye bakılmıyor. Oysa Galatasaray'ın Göztepe karşısında ikinci yarıda kurduğu baskının kalbinde, topsuz oyunda koşan bir Osimhen vardı.

Nijeryalı forvetin yaptığı iş teknik olarak basit ama fiziksel olarak acımasız: rakip stoperlerin pas açısını kapatıp oyunu tek tarafa yönlendirmek.

Osimhen kavis çizerek koştuğunda Göztepe'nin arka dörtlüsünün orta sahaya güvenli çıkış yolu kalmıyordu, top ya kanada ya da uzun topa mahkûm oluyordu. Torreira ve Lemina'nın ikinci yarıda topu bu kadar sık ve bu kadar yukarıda kazanmasının sebebi kişisel formları değil, önlerindeki adamın oyunu daraltmasıydı.

Bir santrforun presi, takımın savunma hattını yukarı taşımasına izin verir. Galatasaray'ın 55-70 dakikaları arasında Göztepe'yi kendi yarı sahasına hapsedebilmesi, tam olarak bu izinle mümkün oldu. Osimhen o 15 dakikada takımın en çok koşan adamıydı ve o koşuların istatistiği tutulmuyor — ama sonucu tabelaya yansıyor.

Savunmayı Yıpratma Sanatı: 90 Dakikaya Yayılan Bir Kuşatma

Osimhen'in en az konuşulan özelliği, rakip savunmayı tek bir anda değil, zamana yayarak kırması.

Göztepe stoperleri Bokele ve Ege, ilk yarıda Osimhen'le fiziksel mücadeleyi büyük ölçüde kazandılar. 7. dakikada kale alanındaki pozisyonda Osimhen istediği vuruşu yapamadı, ilk 45'te net gol bulamadı. Ancak burada kritik bir detay var: Osimhen o ilk yarıda hiç durmadı. Sürekli arka boşluğa koştu, sürekli stoperle temas etti, sürekli ikili mücadeleye girdi.

Bir stoper için en yıpratıcı senaryo, hızlı bir forvete karşı 90 dakika boyunca hem geriye koşmak hem de bedensel mücadele vermek zorunda kalmaktır. 45. dakikada savunma arkasına sarkışı, 51. dakikadaki iki ardışık şutu — bunlar tek başına gol getirmedi ama Göztepe savunmasının direncini aşındırdı. Ve o direnç 55. dakikada çöktü.

Bunu şöyle özetleyebiliriz: Osimhen ilk yarıda faturayı kesti, ikinci yarıda tahsil etti. Yorulmuş bir savunmanın karşısında kalan Osimhen, Süper Lig'de kimsenin çözemeyeceği bir problem. Son 15 lig maçının 13'ünde gol atmış olması tesadüf değil, yöntemin sonucu.

Alan Açan Santrfor: Sara, Yunus ve Barış Alper Neden Daha Rahat Oynuyor?

Maçın en öğretici anı 55. dakikaydı. Osimhen'in topukla yaptığı asist güzel bir hareketti, evet — ama asıl önemli olan, o topun neden Sara'ya boş alanda gelebildiğiydi.

Osimhen ceza sahasına girdiğinde Göztepe savunmasının iki oyuncusu ona yapışıyordu, bek de içeri kayıyordu. Bu durum, kutunun tam önünde — futbol literatüründe "zone 14" denilen bölgede — otomatik olarak bir boşluk yaratıyordu. Sara o boşluğa girdi, Osimhen de savunmanın beklediği şutu çekmek yerine topu geriye bıraktı. Gol, Osimhen'in ayağından değil, Osimhen'in yarattığı yerçekiminden geldi.

Aynı mekanizma Yunus Akgün ve Barış Alper Yılmaz için de geçerli. Kanat oyuncularının bire bir kalma sıklığı, rakip beklerin içeri kaymak zorunda kalmasıyla doğru orantılı. Osimhen ceza sahasında iki-üç adamı meşgul ettiği sürece, Galatasaray'ın kanatları Süper Lig'in en tehlikeli bire bir alanlarına sahip oluyor.

Icardi'nin ayrılığından sonra "Galatasaray'ın hücum yükünü kim taşıyacak?" diye sorulmuştu. Cevap net: yükü tek bir adam taşımıyor, tek bir adam yükü dağıtıyor. Aradaki fark, şampiyonlukla ikincilik arasındaki fark kadar büyük.

Okan Buruk'un Cesur Tercihi: Bardakcı Çıktı, Batrakov Girdi

Maçın taktiksel dönüm noktası, devre arasında yapılan hamleydi.

Skor 1-1 iken Okan Buruk, stoperi Abdülkerim Bardakcı'yı oyundan alıp 25 milyon euro bonservisle Lokomotiv Moskova'dan transfer edilen 21 yaşındaki Aleksey Batrakov'u sahaya sürdü. Bir teknik direktörün berabere olduğu bir maçta savunmadan oyuncu eksiltip hücuma oyuncu eklemesi, Türkiye'de çok sık görülen bir cesaret değildir.

Bu hamlenin iki anlamı var. Birincisi, Buruk'un Osimhen'e duyduğu güven: ceza sahasında bir oyuncunun üç savunmacıyı meşgul edebileceğini biliyorsanız, arkanızda bir adam eksik oynamayı göze alabilirsiniz. İkincisi, Buruk'un artık berabere kalmayı bir sonuç olarak görmemesi. İlk haftada evinde Çorum FK ile 2-2 kalan bir Galatasaray'ın, sezonun daha üçüncü haftasında bu refleksi göstermesi kıymetli.

Sonuç ortada: hamleden dokuz dakika sonra Galatasaray öne geçti, on sekiz dakika sonra skor 3-1 oldu. Batrakov'un ilk maçında oyunun temposunu yükseltmesi, Buruk'un elindeki rotasyon seçeneklerinin de genişlediğini gösteriyor.

Madalyonun Öteki Yüzü: 2 Gol Yemek Bir Uyarıdır

Bir köşe yazarının işi sadece alkışlamak değil. Bu maçta Galatasaray adına rahatsız edici olan da vardı.

Uğurcan Çakır'ın maç öncesi rahatsızlanması ve Jankat Yılmaz'ın ilk 11'de başlaması, savunmanın alışılmış kimyasını bozdu. 16. dakikada yenilen gol bir organizasyon hatasıydı; 65. dakikada 3-1'in ardından yenilen ikinci gol ise psikolojik bir gevşemeydi. Şampiyonluk kovalayan bir takım, ligin alt sıralarındaki bir rakibe karşı iki golle direnç sunmaz.

Batrakov hamlesinin bedeli de burada görüldü: hücumda kazanılan üstünlük, savunmada verilen tavizle geldi. Buruk bu dengeyi Avrupa maçlarında ve derbilerde aynı cesaretle kurabilir mi? Sezonun asıl sorusu bu.

Ancak şunu da eklemek gerekir: Galatasaray ligde son 36 iç saha maçında yenilmedi. RAMS Park'taki son mağlubiyet 19 Mayıs 2024'e, Fenerbahçe maçına ait. Bu seri, kötü günde bile üç puan almayı öğrenmiş bir takımın imzasıdır — ve şampiyonluklar tam olarak böyle kazanılır.

Şampiyonluk Sinyalleri: Rakipler Sendelerken Osimhen Isınıyor

Tabloya bakalım. Galatasaray üç haftada 7 puanla zirve mücadelesinin içinde. Fenerbahçe aynı sürede yalnızca 3 puan toplayabildi. Trabzonspor 4, Beşiktaş sendeleyerek başladı. Yani ligin en büyük rakipleri henüz kendi kimliklerini bulamamışken, Galatasaray hem puan topluyor hem de oyununu kuruyor.

Osimhen cephesinde tablo daha da çarpıcı: 64 resmi gole ulaşan Nijeryalı, kulüp tarihinin en golcü yabancı oyuncuları listesinde Hagi'yi (72) ve Icardi'yi (77) yakalama mesafesinde. Sezonun daha üçüncü haftasında 5 golü var ve son 15 lig maçının 13'ünde fileleri havalandırdı.

Bir santrforun bu istatistiklere sezona başlarken sahip olması, sezon boyunca ne yapabileceğinin habercisidir. Ve Galatasaray'ın en büyük şansı, Osimhen'in artık sadece skor üretmemesi — takımın hücum organizasyonunun ekseni haline gelmiş olması.

Sonuç: Bu Takım Şampiyonluğu Kazanmaya Değil, Yönetmeye Oynuyor

Göztepe maçı kusursuz değildi. İki gol yendi, bir gol ofsayta takıldı, ilk yarı vasattı, savunma tereddütlüydü.

Ama bir maçtan çıkarılması gereken şey, kusurlar değil eğilimlerdir. Ve o akşam RAMS Park'ta üç eğilim çok netti:

Birincisi, Galatasaray'ın hücum oyunu artık bir bireysel yeteneğe değil, Osimhen etrafında kurulmuş bir sisteme dayanıyor. Bu sistem Sara'yı, Yunus'u ve Barış Alper'i daha iyi oyuncular yapıyor.

İkincisi, Okan Buruk kazanmak için risk almaya hazır. Devre arasında stoper çıkarıp on numara sokan bir teknik direktör, kadrosuna güveniyor demektir.

Üçüncüsü, Osimhen bu sezonu Süper Lig'in tarihine geçme sezonu olarak görüyor. Icardi'nin ayrılığıyla boşalan tahtın tek varisi o ve bu motivasyon sahaya birebir yansıyor.

Sezon uzun. Avrupa yorgunluğu, sakatlıklar, derbi haftaları ve kaçınılmaz düşüş dönemleri gelecek. Ama bir takımın şampiyonluk kalitesi, ağustos ayında oynadığı futbolun yönünden okunur.

Galatasaray'ın yönü belli: yukarı. Ve o yönü gösteren pusulanın adı Victor Osimhen.

GalatasarayVictor OsimhenGöztepeSüper LigOkan Buruk
Tüm Köşe Yazıları