Son Dakika Tümü
Köşe Yazısı Galatasaray

Papara Park'ta Bir Teslimiyet: Okan Buruk'un Cevapsız Doksan Dakikası

Süper Lig 6. hafta | Trabzonspor 4-0 Galatasaray | Papara Park, 19 Eylül 2026

Bu yazıyı paylaş

Bu bir köşe yazısıdır. Yazarın kişisel değerlendirmesini içerir ve FutbolRadar'ın doğrulanmış maç verisiyle karıştırılmamalıdır.

Bazı yenilgiler vardır, futbolun cilvesidir dersiniz, geçer. Bazıları ise bir fotoğraf gibi asılır kalır duvarda. 19 Eylül akşamı Papara Park'ta çekilen fotoğraf, Galatasaray'ın bu sezon ne olduğunu değil, kim tarafından yönetildiğini anlatıyor.

Dördüncü dakika. Daha tribünlerin sesi tam oturmamış, daha saha kenarındaki not defterleri açılmamışken Mustafa Eskihellaç'ın pasında Mohamed Salah topu ağlara gönderdi. O golden sonra Galatasaray'ın sahada yaptığı tek şey, yaşananları anlamaya çalışmak oldu. 39'da Saviolo, 44'te yine Salah. Devre arasına giderken skor 3-0'dı.

"Topa biz sahip olduk" cümlesi artık bir savunma değil

Maçın istatistik tablosu, son dönemde kurulan bütün savunma cümlelerini tek başına çürütüyor. Galatasaray topun %54'üne sahipti. 13 şut çekti. Kulağa baskı kuran bir takımın verisi gibi geliyor, değil mi?

Şimdi aynı tablonun diğer sütununa bakın: o 13 şutun yalnızca 3'ü kaleyi buldu. İsabet oranı %23. Gol beklentisi 0,86. Şut başına gol beklentisi 0,066 — yani Galatasaray'ın her denemesi, ortalama bir futbol pozisyonunun çok altında bir kalitedeydi.

Trabzonspor ise 7 şut çekti, 4'ü isabetliydi, 2,28 xG üretti. Şut başına 0,326. Karşı taraf sizin beş katı kalitede pozisyon üretiyorsa, topa sahip olma oranı bir üstünlük değil, bir mazerettir. Ve o mazeretin arkasına uzun zamandır saklanılıyor.

Bu kadroda Sané var, Sara var, Torreira var, Batrakov var. Bu isimlerle doksan dakikada üç isabetli şut üretiyorsanız, sorun oyuncu kalitesi değildir. Sorun, o kaliteyi hangi oyun fikriyle bir araya getirdiğinizdir. Papara Park'ta ortada bir oyun fikri yoktu.

Asıl mesele, 68. dakikadaki üç değişiklikti

Teknik direktörlüğün en acımasız sınavı, işler kötü giderken verilen tepkidir. Okan Buruk bu sınavda sahaya değil, saate baktı.

3-0 geride girilen devre arasında tek bir değişiklik yapıldı. Üç gol yemiş, rakip sahada varlık gösterememiş bir takım, tek bir hamleyle devam etti. Sonra 68. dakikada, skor çoktan kapanmışken üç oyuncu birden alındı. 73'te beşinci değişiklik geldi.

Bu bir plan değil. Bu, tükenmiş bir maça atılan imzadır. O üç değişiklik yirmi dakika önce, henüz maçın nabzı atarken yapılsaydı en azından "denedi" derdik. 68'de yapılan değişiklik bir hamle değil, bir kabulleniştir. Taraftar tribünde hâlâ bağırırken, kulübe çoktan teslim olmuştu.

Sonrasını hepimiz gördük. 80'de Salah hat-trick'ini tamamladı. 87'de Ugochukwu, VAR'ın kartı yükseltmesiyle kırmızı kart gördü. 90+3'te Sané faulden sarı gördü. Bunlar bir maçın son dakikaları değil; disiplinini, konsantrasyonunu ve nedenini kaybetmiş bir takımın son dakikalarıdır. Bir takım moralini kaybettiğinde önce kartlar artar. O takımı sahaya hazırlayan adam da kulübede oturur.

Bu bir "kötü gün" değil, birikmiş bir alarm

Bu sonuç sürpriz olmadı, çünkü sinyaller haftalardır ortadaydı. Galatasaray, Göztepe'yi 3-2 yendi. Başakşehir deplasmanını 3-2 kazandı. Sporting Lizbon'a 3-1 kaybetti. Bu takım haftalardır gol yiyor, haftalardır kontrolsüz maçlar oynuyor; ama hücumdaki bireysel kalite sonucu kurtardığı için sorun görünmez kaldı.

Papara Park'ta bireysel kalite sustu, geriye taktik iskelet kaldı. Ve o iskeletin olmadığı ortaya çıktı. Dört gol yiyen bir takımın hocasına sormak gerekir: Salah'ın üç kez ceza sahasında serbest kalmasına karşı doksan dakika boyunca hangi çözüm üretildi? Cevap: hiçbiri. Trabzonspor'un attığı dört golün dördü de asistliydi; yani bunlar bireysel bir parlamanın değil, tekrar tekrar kurulan aynı hücumun ürünüydü.

Okan Buruk bu kulüpte şampiyonluklar kazandı, kimse bunu silmeye çalışmıyor. Ama futbol hafızası kupalarla değil, doksan dakikalarla beslenir. Ve bu doksan dakikada Galatasaray taraftarının gördüğü şey, geçmişte kazanılmış hiçbir şeye benzemiyordu.

Son söz

Dört gol, bir kırmızı kart, üç isabetli şut. Bu tabloyu bir sakatlıkla, bir hakem kararıyla, bir şanssızlıkla açıklayamazsınız. Bu tabloyu ancak hazırlıkla açıklayabilirsiniz — ya da hazırlıksızlıkla.

Galatasaray'ın sorunu bu akşam yenilmiş olması değil. Sorun, yenilirken hiçbir şey denememiş olması. Bir takım kaybedebilir; ama teslim olmamalı. Teslim olmamayı öğretecek adam da kulübede oturandır.

Okan Buruk'un cevap vermesi gereken soru şu: Bu takımın bir fikri var mı, yoksa sadece iyi futbolcuları mı var? Papara Park'ta o sorunun cevabını hepimiz gördük. Gecenin tam dökümü maç raporunda, tablonun güncel hâli ise Süper Lig puan durumu sayfasında.

GalatasarayOkan BurukTrabzonsporSüper LigMaç Yorumu
Tüm Köşe Yazıları