Son Dakika Tümü
Köşe Yazısı Maç yorumu

Fenerbahçe-Roma 1-1: Kadıköy'de 17 Yıl Sonra Yarım Kalan Bir Şampiyonlar Ligi Gecesi

Fenerbahçe, 17 yıl sonra döndüğü Şampiyonlar Ligi lig aşamasının açılışında Roma'yı kendi sahasında yenemedi; 11 şut ve %45,5'lik isabete rağmen skor 1-1'de kaldı, oyuncuların maç sonu 'kazanabilirdik' cümleleri geride kalan hüsranı özetledi.

Bu yazıyı paylaş

Bu bir köşe yazısıdır. Yazarın kişisel değerlendirmesini içerir ve FutbolRadar'ın doğrulanmış maç verisiyle karıştırılmamalıdır.

Kadıköy, Şampiyonlar Ligi'nin yeni formattaki ikinci sezonunda uzun zamandır beklediği geceye 10 Eylül akşamı kavuştu: play-off turunda Olympique Lyon'u averajla eleyen Fenerbahçe, 2008-09'dan bu yana ilk kez turnuvanın lig aşamasında sahne aldı ve ilk rakibi Roma oldu. Şükrü Saracoğlu'nda oynanan maç doksan dakikanın sonunda 1-1'lik skorla kapandı; ama bu satırların asıl konusu skorun kendisi değil, o skorun ardında bırakılan izlenim.

Tabloya yalnızca rakamlardan bakmak bile hikâyeyi büyük ölçüde anlatıyor: Roma topa daha uzun süre sahip oldu (%58), ama Fenerbahçe kaleye daha çok gitti (11 şuta karşı 8) ve isabette de üstün kaldı (%45,5'e karşı %37,5). Roma bir şut üretebilmek için ortalama 76,8 pas yapmak zorunda kalırken, İsmail Kartal'ın takımı aynı işi 40,1 pasla hallederek çok daha doğrudan oynadı.

Bu tablo, sahada gerçek bir üstünlük kurmadan pas trafiğiyle oyalanan bir Roma ile, elindeki daha az topu çok daha verimli kullanan bir Fenerbahçe'yi anlatıyor. Ama futbolun hafızasında kalan istatistik tablosu değil skorbordur ve skorbord bu akşam 1-1 yazdı.

Maç sonu: Kadıköy'de kalan tat

Maçın bitişinin ardından konuşan Levent Mercan'ın cümlesi kısa ve netti: "3 puanı kaçırdık." Aynı akşam Sporx'e açıklama yapan Archie Brown da benzer bir noktaya değindi: "Roma'yı yenebilirdik." İki farklı oyuncunun ağzından aynı gece çıkan bu iki cümle tesadüf değil; ikisi de sahada yaşanan tabloyla birebir örtüşüyor.

Asıl dikkat çekici olan da bu: bir taraftar kitlesi 17 yıl sonra dönülen Avrupa'nın en büyük sahnesinde herhangi bir puanı bile kutlamaya hazırken, sahadaki oyuncular tam tersini söylüyordu. Onlar için bu gece bir "var olma" gecesi değil, "kaçan galibiyet" gecesiydi. Bunu hırsın göstergesi olarak okumak da mümkün, hayal kırıklığının itirafı olarak okumak da — muhtemelen ikisi birden.

İsmail Kartal'ın ilk Avrupa sınavı

Haziran ayında kulübe dördüncü kez dönen İsmail Kartal için bu, göreve geldikten sonraki ilk büyük Avrupa gecesiydi. Lyon'u eleyip lig aşamasına yükselen bir takımın başında ilk maçtan bir puanla ayrılmak kâğıt üzerinde kötü bir sonuç değil. Ama sahada yaratılan pozisyonlar göz önüne alındığında bu puanın "idare eden" değil "eksik kalan" bir sonuç olarak okunması kaçınılmaz.

Fenerbahçe'nin bu sezonki Avrupa çizgisine bakıldığında ortaya çıkan tablo da benzer: potansiyeli yüksek, önde şut ve isabet üreten ama bunu üç puana çeviremeyen bir kadro. Roma maçı bu tabloyu tek başına değiştirmedi, yalnızca bir kez daha teyit etti.

Grubun geri kalan rakipleri arasında Liverpool, Atletico Madrid ve Aston Villa gibi isimler var. Kadıköy'de, listenin nispeten daha ulaşılabilir görünen bir ismine karşı elde kaçan bu fırsat, takvimin zorluğu düşünüldüğünde ilerleyen haftalarda çok daha ağır bir yük olarak geri dönebilir.

Sonuçta ortada ne bir hezimet var ne de bir zafer; ortada oyuncularının bile içine sindiremediği bir beraberlik var. Ve belki de Kadıköy'ün bu geceden çıkarması gereken asıl ders şu: 17 yıllık hasretin bittiği bir akşamda duygusallığa değil kaçırılan galibiyete odaklanabilen bir kadro, sezonun geri kalanı için kötü değil, umut verici bir işaret.

FenerbahçeRomaŞampiyonlar Ligiİsmail KartalArchie Brown
Tüm Köşe Yazıları