Son Dakika Tümü
Köşe Yazısı Futbol gündemi

Düdük Çalıyor Ama Güven Susturuldu

Köşe Yazısı / Hakemler | Hakemlik kurumuna duyulan güven ve kanıtlanabilir şeffaflık ihtiyacı

Bu yazıyı paylaş

Bu bir köşe yazısıdır. Yazarın kişisel değerlendirmesini içerir ve FutbolRadar'ın doğrulanmış maç verisiyle karıştırılmamalıdır.

Türk futbolunda yıllardır hakemleri konuştuk.

Bir ofsayt çizgisini, verilmeyen penaltıyı, gösterilmeyen kartı, VAR’ın neden çağırmadığını…

Maçlardan sonra saatlerce aynı pozisyonları tekrar tekrar izledik.

Ama bugün artık konuştuğumuz şey bir hakem hatası değil.

Bugün konuştuğumuz şey Türk futbolunda hakemlik kurumuna duyulan güvenin kendisi.

İstanbul’da yürütülen ve kamuoyunda “Hakemler Dosyası” olarak bilinen soruşturma kapsamında Merkez Hakem Kurulu Başkanlığından istifa eden Ferhat Gündoğdu’nun da aralarında bulunduğu beş şüpheli hakkında tutuklama kararı verildi. Soruşturma; resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi ve başka suç iddialarını kapsıyor.

Ve dosya kapanmadı.

5 Ekim sabahı Süper Lig hakemi Yasin Kol ile yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel de emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

Burada çok önemli bir çizgiyi korumak gerekiyor:

Soruşturma geçirmek, gözaltına alınmak ya da adliyeye sevk edilmek suçun kesinleştiği anlamına gelmez.

Herkes hakkında yargı kararı verilene kadar masumiyet karinesi geçerlidir.

Ama futbol kamuoyunun sorması gereken başka bir soru var:

Biz buraya nasıl geldik?

Çünkü mesele artık sadece birkaç kişinin ne yaptığı meselesi değil.

Mesele; tribünde maçı izleyen çocuğun, televizyon karşısındaki taraftarın, sahada ter döken futbolcunun ve bütün bir futbol ülkesinin hakeme baktığında ne hissettiği.

Hakem düdüğü çaldığında herkes aynı şeye inanmak zorunda:

O düdüğün arkasında sadece futbol kuralları vardır.

Başka hiçbir şey yoktur.

Ne ilişki.

Ne baskı.

Ne kayırma.

Ne kişisel hesap.

Ne de kapalı kapılar ardında kurulmuş başka bir düzen.

Çünkü hakemlik mesleğinin sermayesi paradır diye düşünüyorsanız yanılırsınız.

Hakemliğin gerçek sermayesi güvendir.

Ve güven bir kez kaybolduğunda onu VAR kayıtlarıyla, basın toplantılarıyla veya yeni kurul açıklamalarıyla geri getiremezsiniz.

Bir taraftar şüphe etmeye başladığında futbol değişir.

Hakem doğru karar verse bile “neden verdi?” diye düşünür.

Yanlış karar verse “tesadüf mü?” diye sorar.

Atama yapılır, insanlar maçtan önce hakemin geçmişini araştırmaya başlar.

İşte asıl felaket budur.

Çünkü futbolun yaşaması için insanların oyunun sonucunun sahada belirlendiğine inanması gerekir.

Bu yüzden bugün yaşanan gelişmeler yalnızca adliye koridorlarının konusu değildir.

Bu Türk futbolunun belki de uzun yıllardır verdiği en önemli güven sınavlarından biridir.

Üstelik tablo yalnızca hakemlerle sınırlı da değil.

TFF, kısa süre önce bahis incelemeleri kapsamında yüzlerce mevcut ve eski kulüp yöneticisini disiplin sürecine sevk etti. Reuters'ın 1 Ekim tarihli haberine göre 448 yönetici tedbirli olarak disiplin kuruluna gönderildi.

Yani artık soru şu değildir:

“Bir hakem hata yaptı mı?”

Soru şudur:

Türk futbolunun kurumlarına yeniden nasıl güveneceğiz?

Bu noktadan sonra yapılması gereken bellidir.

Kim suçluysa, hukuk içinde hesabını vermeli.

Kim suçsuzsa, adı ve itibarı aynı açıklıkla temizlenmeli.

Federasyon hiçbir şeyi halının altına süpürmemeli.

Hakem atamaları, değerlendirmeler, yükselmeler ve disiplin süreçleri mümkün olduğu kadar şeffaf hale getirilmeli.

Çünkü Türk futbolunun bugün ihtiyacı olan şey yeni bir slogan değil.

Yeni bir kurul da değil.

Yeni bir “temiz sayfa” açıklaması hiç değil.

Türk futbolunun ihtiyacı olan şey kanıtlanabilir şeffaflık.

Belki de yıllardır yanlış yere bakıyorduk.

Her hafta hakemin son düdüğünü tartışıyorduk.

Oysa asıl mesele ilk düdükten önce başlamış olabilir.

Şimdi Türk futbolunun önünde çok ağır ama çok değerli bir fırsat var.

Bu soruşturmalar gerçekten sonuna kadar gider, herkes için aynı hukuk uygulanır ve sistem daha şeffaf hale getirilirse yaşanan bu karanlık dönem bir temizlenmenin başlangıcı olabilir.

Ama yarım bırakılırsa…

İsimler unutulur.

Dosyalar kapanır.

Başkanlar değişir.

Hakemler gider, yenileri gelir.

Fakat taraftarın içine düşen o küçük şüphe kalır.

Ve futbol için bundan daha tehlikeli hiçbir şey yoktur.

Çünkü futbolu ayakta tutan yalnızca gol değildir.

Formalar değildir.

Milyonluk transferler değildir.

Futbolu ayakta tutan, doksan dakika sonunda herkesin şuna inanabilmesidir:

“Kazananı saha belirledi.”

Eğer Türk futbolu bu cümleyi yeniden kuramazsa…

Kaybettiğimiz şey birkaç maçtan çok daha büyük olacaktır.

Kaybettiğimiz şey futbolun kendisi olacaktır.

Kaynaklar

Hakemler DosyasıMHKHakem SoruşturmasıTFFTürk FutboluKöşe Yazıları
Tüm Köşe Yazıları