Son Dakika Tümü
Köşe Yazısı Futbol gündemi

Düdüğün Ötesinde Bir Kriz: Türk Futbolu Hakemlere Yeniden Nasıl Güvenecek?

Köşe Yazısı / Gündem | "Hakemler Dosyası" soruşturması: MHK, VAR odası ve kurumsal güven

Bu yazıyı paylaş

Bu bir köşe yazısıdır. Yazarın kişisel değerlendirmesini içerir ve FutbolRadar'ın doğrulanmış maç verisiyle karıştırılmamalıdır.

Türk futbolunda hakem tartışması yeni değil. Her hafta sonu bir pozisyon, her pazartesi bir basın toplantısı, her sezon sonunda da "hakemler sezonu belirledi" cümlesi. Bu tartışmaya o kadar alıştık ki hakemliğe duyulan güvensizliği futbolun doğal gürültüsü saymaya başladık.

Bu kez durum farklı. Artık konuşulan, ekran başında dondurulan bir pozisyon değil. Konuşulan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturma dosyası. Tartışma televizyon stüdyosundan adliye koridoruna taşındı.

Bu yazı kimin suçlu olduğunu söylemeyecek. Bunu söyleyecek olan mahkemedir. Ama sorulması gereken bir soru var: Bu dosya birkaç kişinin dosyası mı, yoksa yıllardır kapalı kapılar ardında işleyen bir sistemin röntgeni mi?

Bir haftada ne oldu?

Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre 29 Eylül'de İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa'da eş zamanlı bir operasyon düzenlendi. Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil yedi kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, eski MHK Başkan Vekili Ahmet Şahin, eski MHK üyesi Yunus Yıldırım ve hakem teşkilatında görev yapan başka isimler de vardı.

Soruşturma, Başsavcılığın Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Dosyada "eziyet" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlamalarının yer aldığı bildirildi. İddiaların merkezinde hakem klasmanları, atamalar, puanlama ve terfi süreçleri ile kural sınavlarına müdahale edildiği yönündeki şikâyetler bulunuyor.

Aynı gün İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri TFF'nin VAR odasında inceleme yaptı. Ertesi gün TFF bir açıklama yaparak incelemeyi doğruladı ve sürecin federasyonun ilgili birimlerindeki yetkililerin bilgisi ve katılımıyla yürütüldüğünü belirtti.

Ancak TFF, aynı açıklamada sosyal medyada yayılan bir iddiayı da açık biçimde yalanladı: Hakem işleriyle ilgili birimlerdeki dijital materyallerin inceleme öncesinde silindiği ve polis teknik ekiplerince geri getirildiği yönündeki haberlerin "tamamen asılsız" olduğunu açıkladı. Federasyon, bu tür yayınlara karşı yasal haklarını saklı tuttuğunu da duyurdu. Bu yalanlamanın da en az iddia kadar yüksek sesle duyulması gerekiyor.

1 Ekim'de dosya genişledi. Daha önce gözaltına alınan şüphelilerden elde edilen dijital materyaller ve MASAK kayıtlarının incelenmesinin ardından Süper Lig hakemi Yasin Kol ile yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel gözaltına alındı.

Hürriyet'in aktardığına göre iki isim hakkındaki suçlamalar "7258 sayılı Kanun'a muhalefet", "evrakta sahtecilik suçuna iştirak" ve "görevi kötüye kullanma". 7258 sayılı Kanun, spor müsabakalarında bahis ve şans oyunlarını düzenleyen yasadır. Basına yansıyan ifadesinde Yasin Kol'un bahis oynamadığını, bazı kişilere borç olarak para gönderdiğini söylediği aktarıldı. Bu noktada elimizde bir iddia ve bir savunma var; yargı kararı yok.

2 Ekim'de ise Gündoğdu dahil yedi şüpheli İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Gündoğdu'nun ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları reddettiği bildirildi.

Hakemler artık tanık sırasında

Dosyayı sıradan bir "operasyon haberi" olmaktan çıkaran ayrıntı şu: Soruşturmayı besleyenler büyük ölçüde hakemlerin kendisi.

Anadolu Ajansı'na göre, operasyondan önce ve sonra çok sayıda görevli ve eski hakem, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde müşteki ve tanık olarak ifade verdi. İfade verenler arasında Deniz Ateş Bitnel, Hüseyin Göçek, Mete Kalkavan, Süleyman Abay ve Alper Ulusoy gibi uzun yıllar en üst seviyede düdük çalmış eski hakemler de bulunuyor.

Bunun anlamı açık. Sistemin içinden gelen insanlar, sistemin kendi kanallarında çözülemeyen bir şikâyeti savcılığa taşımış durumda. Bir kurumun iç denetim mekanizması işleseydi, kendi üyeleri kapıyı emniyette çalar mıydı?

Kamuoyuna yansıyan mesaj kayıtları da bu soruyu büyütüyor. AA, savcılık dosyasında bir kişiye sınav sorularının iletilmesine ilişkin talepleri içeren yazışmalar bulunduğunu aktardı. NTV ise dosyada MHK Başkanı ile bir Süper Lig hakemi arasında hakem ve VAR atamalarının konuşulduğu WhatsApp yazışmalarının yer aldığını bildirdi.

Bu yazışmaların neyi kanıtlayıp neyi kanıtlamadığına mahkeme karar verecek. Ama atamaların hangi kriterlerle yapıldığının kamuoyunca bilinmediği bir düzende, böyle bir mesajın ortaya çıkması bile güveni tek başına sarsmaya yeter.

Asıl soru: Birkaç kişi mi, bütün bir sistem mi?

Kolay yol belli: Birkaç isim görevden alınır, yeni bir MHK kurulur, "sayfa çevrildi" denir. Türk futbolu bu filmi daha önce de izledi. Kurullar değişti, başkanlar değişti; güvensizlik değişmedi.

Çünkü sorun yalnızca kişilerde değil, kişilere tanınan sınırsız takdir yetkisinde. Bugün bir hakemin hangi kriterle klasman atladığını, hangi puanla düştüğünü, bir derbiye neden o ismin atandığını bilen var mı? Gözlemci raporları nerede? VAR kayıtları hangi sıklıkla, kimin denetiminde değerlendiriliyor?

Bu soruların hiçbirinin kamuya açık bir cevabı yok. Cevabı olmayan her soru, her hafta sonu yeni bir komplo teorisine dönüşüyor. Şeffaflığın olmadığı yerde dedikodu kurumsallaşıyor.

VAR'ın hikâyesi bu çelişkinin en çarpıcı örneği. Teknoloji, tartışmayı bitirmek ve kararları görünür kılmak için gelmişti. Bugün ise VAR odası, bir mali suçlar biriminin inceleme yaptığı yer olarak manşetlerde. Teknoloji tek başına güven üretmiyor; o teknolojiyi kimin, hangi kurallarla ve hangi denetim altında kullandığı görünmedikçe ekranlar da kapalı kapıların bir parçası olarak kalıyor.

Hakemi koruyan da aslında şeffaflık. Kurallara göre yükselen, kayıtlı ölçütlerle değerlendirilen bir hakem, kulüp başkanlarının hedef tahtasına konduğunda arkasında bir sistem bulur. Bugün ise iyi niyetli hakem de kötü niyetli iddia da aynı karanlıkta kayboluyor.

Bu tartışma hiçbir kulübün davası değil. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ya da Anadolu kulüpleri: Hepsinin taraftarı, aynı düdüğe aynı güvenle bakabilmeyi hak ediyor. Bu dosyayı kulüp rekabetinin cephanesine dönüştürmek, sorunu çözmek yerine derinleştirir.

Ne yapılmalı?

Soruşturmanın sonucunu beklemek hukukun gereği. Ama sistemi düzeltmek için o sonucu beklemek zorunda değiliz. Atılabilecek adımlar belli:

1. Sınav ve terfi kriterleri açıklanmalı. Kural sınavlarının soru güvenliği, kimin hazırladığı ve nasıl puanlandığı bağımsız bir protokole bağlanmalı. Klasman ve terfi ölçütleri sezon başında yayımlanmalı.

2. Atama kriterleri kamuoyuyla paylaşılmalı. Hangi maça hangi klasmandaki hakemin, hangi gerekçeyle atandığı bir yönetmelikle tanımlanmalı. Kurul takdiri ancak yazılı ölçütlerin içinde kullanılabilmeli.

3. Hakem ve VAR performans verileri düzenli yayımlanmalı. Sezon içinde belirli aralıklarla doğru-yanlış karar oranları, VAR müdahale istatistikleri ve gözlemci notlarının özetleri açıklanmalı.

4. Bağımsız bir denetim mekanizması kurulmalı. MHK'nin kararlarını, federasyon yönetiminden ve kulüplerden bağımsız, hukukçu ve eski hakemlerden oluşan bir kurul düzenli olarak denetlemeli; şikâyetler için güvenli bir ihbar kanalı açılmalı.

5. Bahis faaliyetlerine yönelik denetim sürekli ve teknolojik olmalı. Hakemlerin ve hakem teşkilatının bahis ilişkisi yalnızca bir skandal patladığında değil, sürekli izlenmeli. Veri analizi ve ilgili kurumlarla iş birliği rutin hale gelmeli.

6. MHK karar süreçleri kayıt altına alınmalı. Atama, klasman ve disiplin kararları gerekçeli tutanaklarla alınmalı, bu tutanaklar denetime açık olmalı. Bir kurul başkanı ile bir hakem arasındaki resmi olmayan yazışma, hiçbir zaman karar süreci yerine geçmemeli.

7. Eğitim ve değerlendirme sistemi yeniden yapılandırılmalı. Gözlemcilik, puanlama ve eğitim tek bir el yerine farklı ve birbirini denetleyen birimlere dağıtılmalı. Hakem yetiştirme, kişisel sadakate değil ölçülebilir performansa dayanmalı.

Son söz

Soruşturmanın sonunda bazı isimler aklanabilir, bazıları yargılanabilir. Hukuk işini yapacak; masumiyet karinesi de herkes için geçerli.

Ama bir gerçek, mahkeme kararından bağımsız olarak ortada duruyor: Türk futbolunun hakemlere duyduğu güven, birkaç kişinin görevden alınmasıyla geri gelmeyecek. Güven, kararların nasıl alındığını görebildiğimizde geri gelir.

Düdük sahada çalıyor. Ama o düdüğe güvenip güvenmeyeceğimiz, saha dışında, kapalı odalarda verilen kararlarla belirleniyor. O odaların kapısını açmanın zamanı geldi.

Kaynaklar

Hakem SoruşturmasıMHKVARTFFTürk FutboluSüper Lig Gündemi
Tüm Köşe Yazıları