Bir Devrin Sessizliği: Aziz Yıldırım’ı Dinlerken
Yaklaşık yirmi yıl Fenerbahçe Başkanlığı yapan Aziz Yıldırım’ın Divan Kurulu toplantısındaki görüntüsünü, geçmişin ağırlığı ve kulüp tarihindeki yeri üzerinden değerlendiren duygusal bir köşe yazısı.
Bu bir köşe yazısıdır. Yazarın kişisel değerlendirmesini içerir ve FutbolRadar'ın doğrulanmış maç verisiyle karıştırılmamalıdır.
Fenerbahçe'nin dünkü Yüksek Divan Kurulu toplantısını izlerken aklımdan tek bir düşünce geçti: Zaman gerçekten her şeyi değiştiriyor.
Bir dönem kürsüye çıktığında salondaki herkesin nefesini tuttuğu, her cümlesinin ertesi gün manşet olduğu bir başkan vardı. Bugün ise aynı kürsüde, yaklaşık yirmi yıl boyunca Fenerbahçe'yi yönetmiş bir isim konuşuyordu; fakat bu kez makamın gücüyle değil, geçmişin ağırlığıyla...
Aziz Yıldırım denildiğinde herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi için modern tesislerdir, kimi için Avrupa'da yaşanan büyük geceler, kimi için 3 Temmuz sürecindeki mücadele, kimi için ise yıllarca bitmeyen tartışmalar... Seveni de çok oldu, en sert şekilde eleştiren de.
Ama hangi görüşte olunursa olunsun, inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Fenerbahçe tarihinin en uzun soluklu başkanlarından biri olarak kulübün hafızasında silinmeyecek bir iz bıraktı.
Dünkü toplantıda dikkatimi çeken şey söylediklerinden çok, söyleyiş biçimiydi.
Eskisi kadar öfkeli değildi. Eskisi kadar meydan okuyan bir görüntü de yoktu. Daha çok, yılların yükünü taşıyan bir kulüp büyüğünün sakinliği hissediliyordu. Belki yaşanmışlıkların, belki de zamanın insana öğrettiği kabullenişin verdiği bir dinginlik...
İnsan ister istemez düşünüyor.
Bir zamanlar binlerce kişinin omuzlarında yükselen, her transfer döneminde bütün ülkenin gözünü çevirdiği o başkan, bugün geçmişini anlatırken aslında kendi döneminin de yavaş yavaş tarihe karıştığını görüyor.
Futbolun en acı tarafı da bu değil mi?
Dün alkışlananlar bugün tribünde oturuyor.
Dün karar verenler bugün kararları izliyor.
Dün geleceği planlayanlar bugün geçmişi anlatıyor.
Futbol kimseyi beklemiyor.
Başkanlar değişiyor, teknik direktörler değişiyor, futbolcular geliyor gidiyor ama kulüpler yaşamaya devam ediyor.
Belki de en büyük gerçek tam burada yatıyor.
Aziz Yıldırım artık Fenerbahçe Başkanı olmayabilir. Ancak kulübün tarihini yazacak biri, onun adını birkaç satırla geçemez. Çünkü Fenerbahçe'nin son çeyrek asrını anlatmak, Aziz Yıldırım'ı anlatmadan mümkün değildir.
Elbette herkes onun yönetimini beğenmek zorunda değil.
Transfer politikaları eleştirilebilir.
Yönetim anlayışı tartışılabilir.
Verdiği kararlar sorgulanabilir.
Fakat kulübe adanmış yılları yok saymak da haksızlık olur.
Dünkü Divan Kurulu bana aslında bir başkanı değil, geçen zamanı hatırlattı.
Hayat bazen insana en büyük gerçeği sessizlikle anlatıyor.
Bir gün en güçlü koltukta oturuyorsunuz.
Sonra aynı salonda, aynı renklere bakarak sadece anılarınızı anlatıyorsunuz.
Belki de yöneticilik tam burada bitiyor; geriye yalnızca kulübe bıraktığınız eserler, insanlar üzerinde bıraktığınız iz ve tarih kitaplarında adınızın nasıl anılacağı kalıyor.
Fenerbahçe yoluna yeni yönetimlerle devam edecek.
Yeni başkanlar gelecek.
Yeni şampiyonluklar yaşanacak, yeni hayal kırıklıkları olacak.
Ama dün Divan Kurulu'nda bir gerçek bir kez daha görüldü:
Bazı insanlar görevlerini bırakırlar; fakat kulüplerinin tarihinden hiçbir zaman çıkmazlar.
Aziz Yıldırım da, tartışmalarıyla, başarılarıyla, hatalarıyla ve Fenerbahçe'ye adadığı yaklaşık yirmi yılıyla o isimlerden biri olarak yaşamaya devam edecek.